Kapat

Aşırı Kahve Tüketiminin Bilinmesi Gereken 7 Potansiyel Zararı

kahvede bulunan maddeler

Geçtiğimiz günlerde kahvenin faydaları ile ilgili bir yazı yayınlamıştık. Bizde yazarken sizde de okurken, bu kadar faydası olan kahvenin adeta mucize bir içecek olduğu düşüncesi oluştu. Peki bu kadar faydasının yanında kahvenin zararları ya da yan etkileri yok mu? Bu konuyu merak ettik ve kahvenin zararları ile ilgili bir liste hazırladık.

Bazı insanlar için kahve içmeden güne başlamak neredeyse imkansızdır. Öyle ki bu insanlar için uykunun etkisinden kurtulmanın ve güne daha enerjik başlamanın en iyi yolu bir fincan kahve içmektir. Ancak kahve özellikle de bazı zamanlarda tüketildiğinde potansiyel olumsuz etkileri olabilecek bir içecektir.

Bazı potansiyel uzun vadeli faydalarına rağmen, aşırı kahve tüketimi özellikle sindirim sistemi ve stres düzeyi üzerinde çok önemli olumsuz etkiler yaratabilir. Şimdi kahvenin potansiyel zararlarına birer birer göz atalım.

#1. Kahve ve Hidroklorik Asit

Sabah ilk iş olarak boş mide ile kahve içmek, yiyeceklerin sindirimi için üretilmesi gereken hidroklorik asit üretimini tetikler. Her gün ilk olarak kahve tüketmeye alıştırılan bir mide, sindirimi daha zor olan yemekler için yeterince hidroklorik asit üretme yeteneğini zamanla kaybedebilir.

Hidroklorik asit üretiminin yeterli miktarda olmaması, protein içerikli gıdaların düzgün parçalanmadan ince bağırsağa geçmesine neden olur. Bu da şişkinlik ve gazdan İrritabl bağırsak sendromuna (İBS), divertikülit’ten kolon kanserine kadar birçok sağlık sorununa yol açabilir. Düşük hidroklorik asit nedeniyle gıdaların düzgün sindirilmemesi birçok sağlık sorunu ile ilişkilendirilebilir. Hatta bazı uzmanlar, neredeyse tüm hastalıkların bağırsaklardan başladığını söylemektedir.

#2. Ülser ve İBS

Kafein ve kahve çekirdeklerinde bulunan çeşitli asitler mide ve ince bağırsak çeperini tahriş edebilir. Doktorlar bu nedenle ülser, gastrit, İBS ve Crohn hastalığına sahip hastalara kahve içmemelerini tavsiye ediyor.

Asıl soru şu: Aşırı kahve tüketimi bu sağlık sorunlarının ortaya çıkmasına neden olabilir mi?

Ülser türlerinin Helicobacter pylori adı verilen bakteriden kaynaklandığı düşünülmektedir. Kahvenin mide asitliğini artırması mide çeperinin zayıflamasına ve bu çepere tutunarak gelişen H. pylori için uygun ortam oluşmasına katkıda bulunabilir.

Kahve içmek, ince bağırsağın astarını tahriş edebilir ve potansiyel olarak karın spazmlarına, kramplara ve kabızlık ile ishal gibi eliminasyon (vücuttan atma) problemlerine yol açar. Bu durum, irritabl bağırsak sendromu olarak bilinir ve son yıllarda giderek daha fazla sayıda kişide görülmeye başlamıştır.

#3. Mide Ekşimesi Problemleri

Kahve, alt özefagus sfinkteri (AÖS)’de gevşemeye yol açarak reflü ve mide ekşimesine neden olabilir. AÖS, mide içeriğinin yemek borusuna geri gelmesini engelleyen bir çeşit kapakçıktır ve sıkı şekilde kapalı kalmalıdır.

Kafeinin yemek borusu kapakçığında gevşemeye neden olduğu bilinmektedir. Bu nedenle kola ve yüksek kafeinli enerji içecekleri de mide yanmasına katkıda bulunur. Ancak kahve bu durum için özellikle problem teşkil etmektedir.

Kafeinsiz kahvenin bile bazı insanlarda mide ekşimesi problemlerine neden olurlar. Bu nedenle araştırmacılar kahve içerisindeki diğer bileşenlerin de reflü sorunlarına katkıda bulunabileceğini düşünüyorlar.

kahvenin zararları

#4. Sindirim Sisteminde Tahriş ve İltihaplanma

Kahve içmek sindirim sistemini tetikleyerek kişide tuvalet ihtiyacı oluşmasına neden olabilir. Bazı kişiler kahveyi bu özelliğinden dolayı müshil olarak tüketiyor. Ancak bu konuda bir sorun mevcut.

Kahve gastrik boşalmayı artırarak, mide içeriğinin zamanından önce yani gıdalar uygun şekilde parçalanmadan önce ince bağırsağa geçmesine neden olur. Bu da kısmen sindirilmiş durumda olan besinlerin emilmesini çok daha zor hale getirerek, gastrointestinal sistemde tahriş ve iltihaplanmaya yol açabilir.

Bazı çalışmalar, kafeinsiz kahvenin de müshil özelliği taşıdığını ve gastrik boşalmayı tetiklediğini ortaya koymuştur.

Kahve içince büyük tuvalet ihtiyacı oluşması

#5. Mineral Emilimi, Böbrekleriniz ve Kahve

Aşırı kahve tüketenler mineral açısından zengin gıdalar tüketip, gıda takviyeleri alsalar bile, yeterli miktarda mineral alma konusunda zorluk çekebilirler. Bunun nedeni, kahvenin midedeki demir emilimini ve özellikle böbreklerin kalsiyum, çinko, magnezyum ve diğer önemli mineralleri alabilme yeteneğini etkilemesidir.

Bu minerallerin hepsi sağlık açısından hayati önem taşımaktadır. Sindirim açısından bakıldığında, bağırsak düzenini korumak için gerekli olan magnezyum emilimine yönelik herhangi bir müdahale özellikle endişe verici sonuçlara yol açabilir.

Yeterli miktarda magnezyum alamayacağınızdan endişe duyuyorsanız, oral yolla alınan magnezyum takviyesine göre daha etkili sonuçlar veren transdermal yöntemi değerlendirebilirsiniz.

#6. Kahve İçindeki Akrilamid Kansere Neden Olabilir

Akrilamid, yüksek sıcaklıklta kavrulan kahve çekirdeğinde oluşan ve potansiyel olarak kanserojen bir kimyasal maddedir. Kahve çekirdeği kavrulma esnasında ne kadar yüksek sıcaklığa maruz kalırsa, Akrilamid seviyesi de o kadar yüksek olur.

#7. Kahve, Stres ve Tansiyon

Aşırı kahve tüketimi vücudun nabzını, kan basıncını ve stres seviyelerini artıran Kortizol, Adrenalin ve Noradrenalin gibi stres hormonlarının salınmasını teşvik etmektedir.

Kahve ve Stres

Kahve içerisindeki kafeinin, ruh hali ve stres seviyelerini düzenleyen, aynı zamanda gastrointestinal sistem üzerinde yatıştırıcı bir etkiye sahip olan bir nörotransmitter olan Gamma-aminobütirik asit (GABA) seviyesini de etkilediği bilinmektedir.

Ruh hali ve sindirim sistemi şaşırtıcı derecede birbiriyle ilişkilidir. Maalesef, aşırı kahve tüketildiğinde alınan yüksek miktarda kafein ikisini de olumsuz etkileyebilir.

Share on Facebook10Share on Google+1Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

“Aşırı Kahve Tüketiminin Bilinmesi Gereken 7 Potansiyel Zararı” üzerine 5 yorum

  1. Uğur says:
  2. Kupa Bardak Tasarımları says:
  3. hgs yükleme says:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir