Kapat

Hayatımızı Gerçek Potansiyelimizle Yaşamamıza Engel Olan 5 Yanlış İnanış

hayatı istediğimiz gibi yaşamak

Ruhlarımızın sonsuz, zamansız ve sınırsız olmasına rağmen, vücutlarımız bu dünyada yalnızca bir kere var olacak. Dünyadaki zamanımızdan en iyi şekilde faydalanabilmek için, yeteneklerimizi sonuna kadar kullanmalıyız. Bunu da yalnızca yaşamın sunduğu inanılmaz potansiyeli kullanarak elde edebiliriz.

Bu dünyadaki gıdaları tatmak, ülkeleri keşfetmek, başkalarıyla bağlantı kurmak ve bir fark yaratmaktan heyecan duyduk.

Ruhumuz Dünya’ya insan formunda geldiğinde ortaya çıkan inanılmaz büyüme ve değişimi yaşamak bile kendi başına heyecan vericiydi.

Ancak bunu kolayca unuttuk ve ömrümüzü hayatımız boyunca çevremizden etkilenerek geçirdik.

Artık hayatımız bize sıkıcı gelmeye başladıysa ve hayatımızda bazı değişiklikler yapmak istiyorsak, bize verilen ömrü sonuna kadar faydalı bir şekilde yaşamak için, öncelikle aşağıda liste halinde verdiğimiz yanlış inanışlardan kurtulmamız gerekiyor.

Yanlış İnanış #1: Amaçlarınızı Bilmeniz Gerekiyor

Birçok kişi amaçlarını bulma çabası içine girer. Bu dünyaya hangi amaçla geldiklerini bulmaya çalışırken haftalar, aylar ve hatta yıllar geçiriyorlar. Gerçek ise amacınızın sizin dışınızda değil, içinizde olduğudur.

Amacınız sizinle birlikte yaşar ve ortaya çıkan sonuç kendi benliğinizdir. Kendinize özgü bir yerden hareket etmeye başladığınızda, doğal olarak kendinizi tutkulu hissettiğiniz ve yapmayı sevdiğiniz şeylere çekmiş olursunuz. İlk önce kendinizle bağlantı kurmalı ve kendinize sadık kalmalısınız. Geri kalan her şey kendiliğinden olacaktır.

Yanlış İnanış #2: Her Zaman Son Derece Olumlu Olmanız Gerekiyor

Olumlu olmak, sahip olunabilecek mükemmel bir düşünce yapısıdır; ancak bunun her zaman böyle olması gerektiği yanlış bir inanıştır.

Olumsuz duygular doğal, normal ve yaşamın bir parçasıdır. Sadece zaman zaman olumsuz düşünmeniz kötü olduğunuz ya da daha az maneviyata sahip olduğunuz anlamına gelmez.

Mesele, düşüncelerinize bağlı olmamaktır; bu hem olumlu hem de olumsuz düşünceler için geçerlidir.

Düşüncelerinize bağlı kalırsanız ve onlara tutunursanız, o zaman yıkıcı olabilirsiniz. Olumsuz düşünceler, öfke, hayal kırıklığı ve benzeri duygulara sahip olmak normal ve sağlıklıdır. Bastırılmamalıdır.

Gerçekten nasıl hissettiğinizi ifade etmek ve her türlü duyguyla başa çıkmayı öğrenmek daha önemlidir. Bu, olumsuz düşünceyi bastırmak veya sahte bir şekilde pozitif olmaya çalışmaktan çok daha faydalıdır.

Olumlu bir zihniyetin olması kesinlikle hayat boyunca ilerlemenin büyük ve üretken bir yoludur, ancak bu, olumsuzluğu görmezden gelmeniz gerektiği anlamına gelmez.

Yanlış İnanış #3: Para veya Maddi Servet İstememeliyiz

Ruhsal yolculukta özellikle para gibi maddi şeyler istememek gerektiğini düşünme ortak bir inanıştır.

Ancak bu gezegende yaşayabilmemiz için paraya ihtiyacımız var.

Para bize bir güvenlik ve rahatlık hissi verir. Fiziksel sağlığımız ve esenliğimiz için gereklidir. Para ayrıca, gelişimimize yardımcı olabilecek veya zevk alabileceğimiz deneyimler ve maddi öğeler satın almamıza olanak sağlar.

Kendinizi bolluğa açma, evrene ya da inandığınız manevi varlıktan ihtiyacınız olanı isteme konusunda yanlış olan hiçbir şey yoktur. Değerinizi belirleme, zaman ve hizmetleriniz için size para ödenmesini isteme konusunda yanlış olan bir şey yoktur.

Bununla birlikte, para ile sağlıklı bir ilişki kurmanın yollarını öğrenmek gerekir. Parayı takıntı haline getirmeyi ya da açgözlü olmayı kesinlikle istemezsiniz. Ancak kendinizi bolluk ve hak ettiğinizi isteme konusuna açmanız kesinlikle size yardımcı olacaktır.

Yanlış İnanış #4: Geçmişte Yaptığımız Hatalardan Dolayı Cezalandırılıyoruz

Geçmişte yaptığımız kötü ve iyi şeylerin bir kaydının tutulduğu ve gelecekte buna göre muamele göreceğimiz şeklinde bir inanış var. Özetle; kötü şeyler yaptıysak cezalandırılacağız, iyi şeyler yaptıysa ödüllendirileceğiz. Ancak bu inanış tamamıyla doğru değil.

Şöyle düşünün; Gayet muhafazakar evli bir çift var. Bu insanlar hayatları boyunca bir karıncayı bile incitmemiş ve kimsenin hakkını yememiş. Hatta dini vazifelerini yerine getirmek için kendileri için kutsal sayılan Kabe’yi dahi ziyaret etmiş. Ancak günün birinde bu çiftin kızlarının kalbinin delik olduğu ve yakında öleceği ortaya çıkıyor. Bir süre sonra da kız ölüyor. Madem ne ektiysek onu biçiyoruz, peki bu dindar çift neden böyle acı bir şey yaşadı?

Geçmişte yaşadıklarınız size kötülük ya da şanssızlık getirmez. Yaşadıklarınız öğrenmeniz gereken dersler ve deneyimlerdir. Buna “bu dünya bir sınavdır” da diyebiliriz.

Yanlış İnanış #5: Sınırsız Bir Varlık Değiliz

Yaşama beş duyumuz ile bakarsak sınırlarımız olduğunu düşünürsünüz. Fiziksel bedenimizin ve zihinsel kapasitemizin sınırlı olduğunu, ne kadar ve nasıl hareket edebileceğimizin bu sınırlara bağlı olduğunu görürüz.

İnsan dünyasında kesinlikle sınırlar varken, ruh dünyasında sınır yoktur, en azından bunları anlama biçiminde sınır yoktur. Ve hepimizin içinde yaşayan gelişen ve sağlıklı bir ruh vardır. Bunu hatırlamak tüm umut, hedef, hayal ve isteklerimizi gerçekleştirmemize yardımcı olabilir.

Altıncı hissimizi kullanmayı öğrendiğinizde, hayatın gerçekten sınırsız olduğunu görmeye başlayacaksınız ve elde edemeyeceğiniz hiçbir şey olmayacak.

İçinizde sınırsız bir güce sahip olduğunuzu anladığınızda, bu boyutta gezinmenize yardımcı olması için onu kullanabilirsiniz.

Share on Facebook7Share on Google+1Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir