Kapat

İnsanlığa Bilimi Sevdiren En Sempatik 5 Bilim Adamı

Neil deGrasse Tyson

Günümüzde bilimin hayatlarımızdaki rolü teknolojinin de yardımıyla vazgeçilmez bir noktaya erişti, ancak bunu medeniyetimizin uzun tarihinde henüz oldukça yeni sayılabilecek bir süre için söyleyebiliyoruz. Doğası gereği ciddiyet isteyen bilim, çok uzun yıllar boyunca toplumdan uzak oldu ve halk tarafından dışlandı. Anlamlandıramadığı şeyden doğal olarak kendini uzak tutan sıradan insanlar, asırlar boyunca bilimi büyücülükle eşdeğer tutup dışladı. Teknolojinin gelişmesiyle birlikte bilimin insanların hayatlarını kolaylaştırmaya başlaması ve kitle iletişim araçlarının güçlenmesi bu durumu değiştirmek için uygun şartları sağlasa da, kalan işi halletmek yine bilim insanlarına düştü. Tesla’nın yıldırım üzerine yaptığı deneyleri büyücülük olarak değerlendiren bir toplumdan, sosyal medya bağımlısı bir topluma geçiş sürecinde bilimi topluma benimsetmek için büyük emekler harcayan bilimin sempatik yüzlerine gelin birlikte göz atalım.

#1- Patrick Moore

Patrick Moore

Bilim camiası ve toplum arasındaki mesafeyi kapatabilmek ve insanları hurafelerden arındırılmış gerçek bir bilimsel bilgi ile tanıştırabilmek adına televizyon ekranlarında kendini gösteren ilk bilim insanı, 1957 yılında BBC’de yayınlanmaya başlayan ve 2013 yılına kadar devam ederek en uzun soluklu bilim programı unvanını elde eden “The Sky At Night” programıyla hafızalarımıza kazınan Patrick Moore oldu. Amatör bir astronom olarak başladığı televizyon hayatında onlarca tarihi yayına imza atan Moore, bu süre boyunca şövalyelik, Kraliyet Astronomi Kulübü başkanlığı gibi unvanlara layık görülmüş ve birçok madalya ile onurlandırılmıştır.

50’li yıllarda görüldüğü iddia edilen uçan dairelerle ilgili efsaneleri çürütmek adına başladığı “The Sky At Night” programında, Sovyetlerin Luna 3 isimli uydusunun Batı medyasındaki ilk görüntüleri, uzaya çıkan ilk insan Yuri Gagarin ile Batı medyasının ilk röportajı, Halley Kuyrukluyıldızı’nın geçişi, Ay’a ilk kez iniş yapan Apollo 11 de dahil olmak üzere, Apollo 8/9/10/11 ve Voyager uçuşları gibi bilim dünyası için çok önemli olayları televizyon ekranlarına taşıyan kişi oldu.

Moore’un televizyon ekranlarında kendine bu kadar özel bir yer edinmesini sağlayan ise kuşkusuz bilim insanı kimliğinin altında yatan özgün karakteriydi. Astronominin yanı sıra müzik ve oyunculuğa da ilgi duyan Moore, bilginin iki farklı yönünü de kucaklaması ve sempatik tavırlarıyla büyük kitlelerin ilgisini çekmeyi başardı. Ay tutulmasını canlı görüntülemeyi planladığı programda bulutlar hesap etmemesi gibi komik hataları, konu hakkında hiçbir fikri olmasa bile repliklerini ezberleyerek işin uzmanıymışçasına rol yapabilme yeteneği ve popüler kültür ile yakından ilişkisi gibi etmenler sayesinde Patrick Moore, bilim dünyasının da sempatik olabileceğini kanıtlayan ilk insan olarak tarihi geçti.

#2- Jacob Bronowski

Jacob Bronowski

Televizyon ekranlarında kendine ait bir programı bulunan ilk isim Patrick Moore olsa da, aynı dönemlerde bilim insanlarının televizyon programlarına konuşmacı olarak çağrılması da sık rastlanan bir durumdu. Bu konuk bilim insanları arasında en ünlü olan ise her konuda söyleyecek birkaç sözü bulunan, döneminin en başarılı bilim insanlarından Jacob Bronowski’ydi. Engin tecrübeleri ve geniş bilgi dağarcığı sayesinde televizyon ekranlarının vazgeçilmez konuğu olan Bronowski, 73 yılında yayınlanan 13 bölümlük “The Ascent of Man” adlı belgeselle televizyon ekranlarındaki ilk yüksek bütçeli bilim programının altına imzasını attı.

Bronowski’nin dünyayı dolaşarak insan medeniyetinin kökenlerini ve hikayesini kendi gözlemleriyle anlattığı “The Ascent of Man”, Patrick Moore’un sempatik programı “The Sky At Night”ın aksine, işlediği ciddi konular ve Bronowski’nin neredeyse tamamen doğaçlama monologları ile tanındı. Belgeselin işlendiği şiddetin kökeni ve teknolojinin yıkıcılığı gibi ciddi konular, Birinci ve İkinci Dünya Savaşları’nı tecrübe eden ve Nazizm’in acı yönünü sevdiklerini kaybederek birinci elden deneyimleyen Bronowski’nin dilinde tüm acı çıplaklığıyla gözler önüne serilmekteydi.

Matematikçi, biyolog, bilim tarihçisi, mucit ve şair gibi birçok unvana sahip olan Bronowski, engin tecrübelerini ve bilgi dağarcığını ciddi üslubuyla harmanlayarak insanların güven duyduğu bir figür haline geldi. Özellikle Auschwitz’de çekilen bölümde yaşanmış olan dramı ve dehşeti, kendine has üslubu ve doğaçlama cümleleriyle ekran başındakilere yansıtarak televizyon tarihinin en vurucu anlarından birine imza atan Bronowski, gerçeğin ve bilimin ilgi çekici olması için popüler ve eğlenceli olması gerektiği tabusunu yıkan isim oldu.

#3- Brian Cox

Brian Cox

Patrick Moore ile temelleri atılan sempatik ve karizmatik bilim insanı figürü insanların ilgisini çekebilmek adına o kadar basit ve etkili bir fikirdi ki, günümüzde bile halen bu tür figürlerin bolca kullanıldığına şahit oluyoruz. Patrick Moore ile başlayan bu akımın günümüzdeki en ünlü temsilcisi ise bilim dünyasının karizmatik çocuğu Brian Cox hiç kuşkusuz. Modern bilimin en hararetli konularından parçacık fiziği ve genel olarak ileri derecede kuantum fiziği üzerine çalışmalar yürüten Brian Cox, bilimin yanı sıra sanata duyduğu ilgili ve kendine has sakin üslubuyla Patrick Moore’dan devraldığı bayrağı taşımaya devam ediyor.

#4- Michio Kaku

Michio Kaku

Eğer bilime ve özellikle de fiziğe ilgi duyuyorsanız Michio Kaku’yu ekranda görmüş olma olasılığınız oldukça yüksek. New York Üniversitesi’nde akademik hayatına devam eden Kaku, teorik fizik alanında çağımızın en yetkin isimlerinden biri olarak kabul ediliyor. Bilimin en çok ilgi çeken konularından birinde uzman olduğunuzda da doğal olarak konuk olarak çağrıldığınız programların ardı arkası kesilmiyor. Eğer dikkat ederseniz, fizik hakkındaki belgesellerin hemen hemen hepsinde Michio Kaku’ya rastlayabilirsiniz.

Michio Kaku’yu kendisi gibi bilimi popülerleştirmek için çabalayan bilim insanlarından ayıran en önemli nokta ise, Kaku’nun kendine has tarzı. Kelimenin tam anlamıyla bir “nerd” olarak niteleyebileceğimiz Kaku, en fantastik soruların peşine düşmesi ve bilim kurguyu modern bilimsel yöntemlerle açıklamaya çalışması gibi özellikleriyle biliniyor.

#5- Neil deGrasse Tyson

Neil deGrasse Tyson

Hayat tesadüfleri ve hazırladığı sürprizleriyle oldukça garip bir olgu. Tüm çocukluğunu Carl Sagan hayranı olarak geçiren ve Carl Sagan’dan aldığı tavsiyeyle fiziğe yönelerek başarılı bir bilim insanı olan Neil deGrasse Tyson’ın hayat hikayesi de garip ve şaşırtıcı tesadüflerden oluşuyor. Çocukluk kahramanıyla tanışma fırsatı yakalayan ve idolüyle aynı mesleği paylaşan Tyson, tüm bunlar yetmezmiş gibi yaptıkları sayesinde günümüzün Carl Sagan’ı olarak anılıyor.

Hayatını bilime adamış olan Tyson, uzayla ilgilenmeye tam dokuz yaşında başlamış ve o günden bu yana hiç sıkılmadan merak etmeye devam etmiş. Gençliği boyunca birçok dergide yazan ve radyo programlarına katılan Tyson, pek çok kez bilimi yaygınlaştırmaya yönelik çabalarıyla ödüllere layık görülse de, onu kariyerinin zirvesine taşıyan şey kuşkusuz, Carl Sagan’ın “Cosmos: A Personal Voyage” isimli unutulmaz eserinden esinlendiği “Cosmos: A Spacetime Odyssey” adlı uyarlama oldu.

Share on Facebook0Share on Google+1Tweet about this on TwitterPin on Pinterest1

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir