Kapat

Oyun Dünyasının Mihenk Taşlarını Oluşturan 7 Efsane Oyun

oyun dünyasının efsane oyunları

Çocuğum arada dışarı çık, arkadaşlarınla vakit geçir söylemi büyük bir hızla geçerliliğini kaybederken, oyun endüstrisi yılda 25 milyar doları aşan paraların döndüğü devasa bir sektör haline geldi. Oyun endüstrisinin ve dolaylı olarak da bilgisayar dünyasının bugünlere gelmesinde kilit rol oynayan, oyun dünyasının mihenk taşları diyebileceğimiz oyunlardan oluşan bir liste ile karşınızdayız.

1- PONG

Bilgisayar oyunlarının ilk örnekleri 1950’li yıllarda ortaya çıkmaya başlasa da, oyun endüstrisinin şahlanarak çok büyük kitlelere hitap etmesi için 1970’li yılları beklememiz gerekti. Günümüzde milyarlarca dolar değerinde bir sektör haline gelen oyun endüstrisinin ilk kıvılcımları 29 Kasım 1972 yılında ortaya çıkan “Pong” adlı oyunla birlikte atıldı.

Bilgisayar veya bir arkadaşınıza karşı oynayabileceğiniz iki boyutlu bir masa tenisi simülasyonu olan Pong, piyasalara sürülmesiyle birlikte tüm dünyada ses getiren ilk bilgisayar oyunu olarak adını tarihe kazımayı başardı. Bilgisayarların henüz oldukça ulaşılamaz olduğu ve oyunların barlarda karşılaşabileceğiniz özel konsollor ile kısıtlı olduğu yıllarda, piyasaya çıktıktan sonraki 2 içerisinde tam 8000 sipariş alan Pong, tam anlamıyla oyun endüstrisinin temellerini atan oyun oldu.

Atari’nin ürettiği ilk oyun olan Pong, elde ettiği büyük başarı sayesinde Atari ismini dönemin en büyük şirketlerinden biri haline getirmesinin yanı sıra, Atari’nin elde ettiği kazanç miktarını gören diğer şirketlerin de hızlı bir şekilde oyun endüstrisine yönelmesine yol açtı. Pong oyununu evlere taşımayı amaçlayan ve televizyona bağlanarak kullanılabilen Home Pong ise, yüz binlerce satış rakamı sayesinde televizyona bağlanabilen oyun konsollarının popüler bir fikir haline gelmesine de sebep oldu.

2- DOOM

Pong’u oyun endüstrisini şahlandıran kıvılcım olarak nitelendirirsek, oyunların saklı potansiyelini açığa çıkaran oyun olarak da, “DOOM”u gösterebiliriz. DOOM’un neden bu kadar kült bir oyun haline gelmiş olduğunu ve başarısının ardında yatan sırrı daha iyi anlayabilmek için o dönemlerde piyasadaki diğer oyunlara bir bakmak yetecektir.

Oyunların iki boyutlu platform konseptine sıkışıp kaldığı bir dönemde ortaya çıkan DOOM, oyunculara gizemli ve tehlikeli bir dünyayı oyun karakterinin gözünden göstererek bugün FPS olarak adlandırılan kategorinin doğmasına yol açtı. Oyuncuları daha önce rastlanmamış bir şekilde oyunun içine çekmeyi başaran DOOM, yine döneminde eşi görülmemiş grafik tasarımı ve yapay zekası ile bu bütünleşme hissini pekiştirerek bir efsane haline gelmeyi başardı.

3- GTA 3

2000’li yıllara kadar üretilen oyunlara genel bir bakış attığımızda, kategori gözetmeksizin her oyunun paylaştığı ortak bir nokta bulmanın hiç de zor olmadığını görebiliriz. Günümüzde piyasadaki oyunlara baktığımzıda bile karşılaşabileceğimiz bu ortak noktanın adı “lineerlik”. Yani oyunun bizleri belirli bir başlangıç noktasında bırakıp bizden çeşitli görevler yapmamızı istemesinden bahsediyoruz.

Eğer bu lineerlik durumunun oyunlar arasında bir ortak platform görevi görmesinin oldukça doğal, hatta oyun kavramının doğasından kaynaklanan bir zorunluluk olduğunu düşünüyorsanız, hayatı boyunca hiç GTA oynamamış çok küçük bir azınlığın içinde olabilirsiniz. “İstediğiniz yere gidin, istediğiniz şeyi yapın”, cümlesiyle özetleyebileceğimiz bir felsefeyle üretilen GTA 3, 2001 yılında piyasaya çıktığında oyun dünyasındaki bu lineerlik tabusuna büyük bir darbe vurmayı başararak insanların oyun kavramına bakış açısını genişletmeyi başardı.

Oyuncularına sunduğu neredeyse sınırsız özgürlük, en ince detayına kadar düşünülerek tasarlanmış devasa bir harita ve bu harita içerisine yerleştirilmiş yüzlerce yan görev, GTA 3’ün Play Station 2 tarihinde en çok satan oyun olmasının altında yatan sebepleri özetliyor. GTA serisinden çıkan her oyunun satış rekorları kırması ve GTA’nın yarattığı bu formülü taklit etmeye çalışan yüzlerce firmaya baktığımızda, Rockstar Games’in ideal oyun kavramına ne kadar yakınlaştığını görebilmek mümkün.

4- SUPER MARIO 64

90’lı yıllar ülkemizde genel olarak “Atari” adıyla bilinen oyun konsollarının ortalığı kasıp kavurduğu ve evde oyun oynama kültürünün yaygınlaşmaya başladığı dönemlere denk geliyordu. Birçoğumuzun hafızalarında kalıcı yer edinen Tank 1942, Flinstones, Süper Mario Bros ve Megamen gibi birbirinden keyifli oyunlar sayesinde oyun endüstrisinin ilk altın çağı olarak da nitelendirebileceğimiz 90’lı yılların zirve noktası, 1996 yılında Nintendo 64’ün piyasaya sürülmesi ile yaşandı.

Kendisinden önceki oyun konsollarını gerek performans, gerekse tasarım açısından oldukça geride bırakan Nintendo 64’ün bir kült haline gelmesindeki en büyük pay ise kuşkusuz Süper Mario 64’e ait. Nintendo 64’ün sunduğu yüksek işlemci gücü sayesinde kısıtlı kaldıkları iki boyutlu dünyadan kurtularak üçüncü boyuta kavuşan Mario ve Luigi kardeşler, böylelikle ilk, üç boyutlu oyun karakterleri olarak tarihe geçmeyi başardılar.

5- THE SIMS

Çoğumuz, çocukluğumuzda oynadığımız geleneksel oyunların tadının bir ayrı olduğunu düşünüyoruz. Bilgisayar oyunlarının çocukların hayal gücünü öldürdüğünü düşünen insanlar da çoğunlukta desek yeridir. Fakat tüm bu düşünceleri tamamen yerle bir edebilecek bir oyun tam 16 yıldır aramızda. Hatta muhtemelen siz de adını duymuşsunuzdur: “The Sims”.

Bir bilgisayar oyununda öte, dijital bir bebek evine benzeyen Sims, lineer hikaye akışına sahip olmayan daha çok simülasyon tadında bir oyun. Sanal bir şehirde, sanal bir evin içindeki sanal bir aileyi kontrolümüze sunan Sims, hiçbir amacı olmayan bir oyun. Fakat bu durum Sims’e asıl gücünü veriyor.

İster mutlu bir aile kurma hayalinizi gerçekleştirin, ister evinizdeki bütün kapıları kaldırarak karakterlerinizi ölümcül bir yalnızlığa terk edin. Yarattığınız karakterlerin kaderini tamamen sizin ellerinize bırakan Sims, simülasyon oyunlarının atası olarak anılabilir. İnsanların en derinlerinde yatan arzularını sanal karakterler üzerinde açığa çıkarmayı başaran Sims, tüm bunların yanı sıra kadınların ilgisini oyunların üzerine çekerek bir başka tabuyu daha yerle bir etti.

6- WARCRAFT: ORCS AND HUMANS

Teknik olarak RTS (Gerçek Zamanlı Strateji) kategorisinin ortaya çıkışı Dune II ile gerçekleşmiş olsa da, RTS kategorisini dünya çapında sansasyonel bir üne kavuşturan oyun “Warcraft: Orcs and Humans” oldu. Günümüz oyun endüstrisinin en büyük isimlerinden biri olan Warcraft serisinin de ilk oyunu olan Orcs and Humans, yakaladığı büyük başarı sayesinde Blizzard şirketinin ve oyun dünyasının kaderini değiştirmeyi başardı.

Orcs and Humans’ın neden bu kadar sevildiğini gelin Warcraft serisinin sitesinden alınmış şu sözler ile açıklayalım:” Efsanevi krallık Azeroth topraklarında büyük bir ekonomik güç haline gelmeye çalışın ve düşmanlarınızı yok etmek amacıyla güçlü bir savaş makinesi yaratın!” Günümüzde kulağımıza basit gelen bu tanım, o dönemler için eşsiz bir oyun tarzını betimliyor ve zamanlar bir kült haline gelecek olan RTS oyunların genel tanımı yapıyordu.

Üzerinde uzun zaman harcanan çizimleri ve sesleriyle gönülleri fetheden Orcs adn Humans’ın bilgisayar ve oyun dünyasına katkıları bununla da sınırlı değil. Neredeyse tamamen mouse ile oynanabilen Orcs and Humans bu anlamda bir ilk olmayı da başararak, mouse ile kontrol edilen oyunların bir piyasa standardı haline gelmesine ön ayak oldu.

7- WORLD OF WARCRAFT

Blizzard Entertainment’ın oyun dünyasına kazandırdıkları RTS kategorisi ve mouse kullanımını standardize etmekle sınırlı değil. Orcs and Humans ile temelleri atılan Warcraf efsanesi, RTS kategorisini tüm dünyada popülerleştirdikten sonra MMO (Massive Multiplayer Online) türü oyunları da yepyeni bir döneme taşıyarak Warcraft adını tarihe altın harflerle kazıdı. Tabii ki de online dünyaları yeniden tanımlayan “World of Warcraft”tan bahsediyoruz.

Öyle bir oyun düşünün ki, piyasaya sürüldükten yıllar sonra bile milyonlarca oyuncu tarafından oynansın ve en zirve döneminde tam 12 milyona yakın oyuncuya ev sahipliği yapsın. Sürekli olarak yapılan güncelleştirmelerle uzun yıllar boyunca ayakta kalmayı başaran World of Warcraft, aradan geçen 12 yıl boyunca adeta oyuncuları ile birlikte yaşlanarak olgunlaştı.

En az bir düzine oyuncu olmadan kesinlikle bitiremeyeceğiniz sürükleyici görevleri sayesinde MMP kavramının kalbine insan ve iletişim faktörlerini yerleştiren WoW, bu sayede tam anlamıyla online olma deneyimini oyuncularına sunarak adeta bir paralel evren haline geldi. Kendi efsanelerini ve kültürünü oluşturarak bir oyunun ötesine geçmeyi başaran WoW, online oyunların popülerleşmesinin en büyük mimarı.

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

“Oyun Dünyasının Mihenk Taşlarını Oluşturan 7 Efsane Oyun” üzerine 1 yorum

  1. Oyun oyna says:

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir