Kapat

Teknoloji Tıkanma Noktasına mı Geldi?

teknoloji nereye gidiyor

Çocukluğumuzdan beri hepimizin en az bir kez bile olsa duyduğu “Bilimin gelişme hızı katlanarak artar” cümlesinin en rahat anlaşılabileceği dönemde yaşıyoruz. Bilimin özünde kümülatif bir bilgi yığını olduğunu ve mevcut bilgi parçalarının miktarı arttıkça, bu bilgi parçalarından türetilebilecek yeni bilgi miktarının da artacağını özetleyen bu cümle, her geçen gün kendini yeniden kanıtlayarak varlığını sürdürüyor.

İnsanlık olarak ilk kez uçmamızın üstünden 114, ilk otomobili üretmemizin üstünden 129, ilk telefon konuşmasını gerçekleştirmemizin üstünden 141, ilk buharlı motoru keşfetmemizin üstünden 319 ve bilgisayarı keşfetmemizin üstünden sadece 71 yıl geçti. Bilgiyi geniş kitlelere aktarabilmenin ve saklayabilmenin yolunu açan yazıyı keşfetmemiz ile endüstri devriminin fitilini ateşleyerek tüm medeniyeti yeni bir boyuta taşıyan ilk motorun keşfi arasındaki 5000 yıla yakın süreyi, buharlı motor ile nükleer reaktörün arasındaki 244 yıl ile karşılaştırdığımızda, bu katlanarak büyüme konusunu çok net bir şekilde görebiliyoruz.

Bilimin gelişim hızının katlanarak arttığı tamamen doğru olsa da, bu önermeyi bir genelleme haline getirmemek gerek. Bilimin gelişim hızının her an için ayrı olduğunu düşünmek, bilimsel gelişmelerin kendiliğinden olduğu yanılgısını doğurabileceği gibi, aynı zamanda gerçeklikten uzak bir inanış olacaktır. Her süreçte olabileceği gibi bilimin belirli konulardaki gelişimi de yavaşlayabilen, hatta tıkanabilen bir süreçtir.

Otomobil teknolojisinin gelişimi buna güzel bir örnek. İlk otomobilin üretilmesinden bu yana geçen kısa sürede çok büyük yol kateden otomobiller, son dönemlerde bu gelişim hızını kaybetti. Petrole alternarif olabilecek bir yakıt arayışı ile başlayan bu yavaşlama süreci bizi bugünlerde adını sıkça duyduğumuz elektrikli otomobillere kadar taşısa da, batarya teknolojisinin uzun yıllardır sabit kalması otomobillerin evrimini neredeyse durma noktasına getirdi.

Otomobillerin gelişim sürecine dair verdiğimiz bu örnek hem teknolojinin gelişim hızının her zaman aynı olmadığını, hem de farklı sektörlerdeki gelişmelerin büyük resimde nasıl bir araya geldiğini net bir şekilde gösteriyor. Bilimin tıkandığı ve bir sıçrama yaşaması gerektiği bu duruma bir diğer örnek ise bilgisayarlar. İşlemciler üzerinde kullanılan kondansatör boyutlarının bir atom boyutuna yaklaşmış olması, son dönemlerde işlemci hızlarının giderek yavaşlayarak artmasına sebep oluyor. Otomobil sektöründe ihtiyaç duyulan sıçrama batarya teknolojisinden beklenirken, bilgisayarların geleceği ise fizikte bir sıçramaya yani kuantum işlemcilere muhtaç.

Share on Facebook0Share on Google+0Tweet about this on TwitterPin on Pinterest0

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir